Finlandiya

Finlandiya Cumhuriyeti Aralık 1917'de kurulmuştur ancak Finliler’in tasarım alanındaki geçmişi 100 yıldan daha geriye dayanmaktadır. Fin tasarımının kökenleri; zanaatkârlıktan ve balıkçıların, ormancıların, çiftçilerin kendi binalarını, aletlerini, teknelerini, mobilya ve ev tekstillerini, ellerinin altında bulunan malzemelerden inşa ettikleri "hane halkı kültürü"nden geliyor.

Eski zanaat becerilerini modern tasarım uygulamaları ile birleştiren Fin tasarımcılar, endüstriyel üretim için oldukça uygun olan yüksek kaliteli objeler üretebilmekteydi. 20. yüzyılın başlarında Finlandiya, modernizm fikirlerini benimsedi. Temel fikir, işlevselliğin doğası gereği güzel olmasıydı. “Az daha çoktur” felsefesi de iyi bir tasarımın herkes için bariz bir demokratik hak olduğu ve iyi tasarımın tüm vatandaşların doğuştan gelen hakkı olduğu fikridir.

Seri üretim ürünlerinin bile çekici, pratik bir tasarıma sahip olmaları ve herkesin iyi ürünleri günlük yaşamlarında kullanıyor olmaları, Finlandiya’da bir statü sembolü olmaktan ziyade Finliler’in milli kimliğinin tasarım ile bağlantılı olmasının en somut örneğidir.

Türkiye ile Finlandiya arasındaki karşılıklı ilişki uzun yıllara dayanmaktadır. Son yıllarda birçok Finlandiyalı tasarımcı tanınmış Türk firmaları ve markaları ile iş birliği yapmaktadır. Bunlardan bazıları, Fin tasarımcılarla iş birliği içinde geliştirilen ürünlerle uluslararası tasarım ödülleri kazanmasıyla da bilinmektedir. İki ülke arasındaki artan tasarım ilişkisinin bir sonucu olarak Finlandiya, Türkiye Tasarım Haftası 2017'ye katılıyor. Etkinliğin yıldönümüne işaret etmek için Team Finland Turkey, TIM ile birlikte, Türkiye Tasarım Haftası'nda 9 Kasım tarihinde bir Finlandiya Günü düzenliyor.

Fin Tasarımının Tarihçesi

Finlandiya 1917'de bağımsızlığa kavuştuğunda, ülkenin mimarisine ve iç mekan tasarımına yeni bir vurgu ve kimlik getiren bir iç yapılanma süreci başlatıldı.

1917 Bağımsızlık yılından önce Rus ve İsveç kültürünün izlerini taşıyan "Fin Stili", başlıca etki olarak "doğa" ile güçlü bir diyalog geliştirdi. Doğa ile olan bu ilişki 20. yüzyıl başlarında Fin tasarımında oldukça göze çarpmaktaydı ve bu ilişki tasarımda, metaforlar ve motifler olarak kendini gösterdi.

1930'ların sonuna gelindiğinde, zamansız bir tasarım haline gelen ve bugün hala popülerliğini koruyan yenilikçi mobilyalar ve yeni cam ürünleri tasarlayan mimar ve tasarımcı Alvar Aalto'nun on yıllık süre içindeki azımsanmayacak katkıları sayesinde Finlandiya’nın mükemmel tasarımları uluslararası bir üne kavuştu.

1950'li yıllara gelindiğinde Finlandiya, tasarımda yenilik için kendisini bir güç olarak kabul ettirmişti. Fin El Sanatları ve Tasarım Derneği, 1950'li ve 1960'lı yılların ünlü ve etkili Milano Trienali'nde Fin bölümünü oluşturdu. 1970'li yıllarda Finlandiya endüstrisi tasarımın önemine daha fazla kulak verdi ve daha fazla profesyonel tasarımcı eskisine oranla daha önemli rollerde istihdam edildi. 1980'lerin sonlarına doğru, Fin El Sanatları ve Tasarım Derneği, görevi uluslararası alanda ve KOBİ'ler arasında tasarımı teşvik etmek olan Finlandiya Tasarım Forum'unu kurdu.

1990'lı yıllarda ise Finlandiya durgunluk, artan işsizlik, büyük bir bankacılık krizi, enflasyon ve ticarette en büyük ortağı olan Sovyetler Birliği'nin çöküşü nedeniyle ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı. Ancak Finlandiya hükümeti ileri görüşlüydü ve ülkeyi esasen doğal kaynaklara bağlı bir ekonomiden, eğitim ve Ar-Ge yatırımlarının ön plana çıktığı son derece rekabetçi, bilgi temelli bir ekonomiye dönüştüren politikalar başlattı.

Aşırı kısa vadeli çözümlerden ziyade uzun vadeli çözümlere yapılan bu eşsiz yatırım stratejisi, Finlandiya'yı Dünya Ekonomik Forumu’ndaki rekabetçi ülkeler listesinin başlarına taşıyacaktı. Finlandiya'daki toparlanmanın anahtarı, 2000 yılında hükümet tarafından onaylanan bir politika olan Design 2005'in yayınlanması ve Finlandiya Ulusal Araştırma ve Geliştirme Fonu SITRA tarafından başlatılan tasarım politikasıydı. Finlandiya, hükümet politikaları sayesinde 20. yüzyıldan, uzmanlaşmış yüksek teknoloji endüstrileri ile Avrupa'da Ar-Ge'de en yüksek yatırım oranına sahip ülkelerden biri ve oldukça rekabetçi bir bilgi tabanlı ekonomi olarak çıktı.

Finlandiya'nın uluslararası tasarım sahnesindeki gücü, Helsinki'nin Uluslararası Endüstriyel Tasarım Toplulukları Konseyi ICSID tarafından 2012 Dünya Tasarım Başkenti olarak belirlenmesi ile kanıtlandı.

Çağdaş Finlandiya'da tasarım, kaliteli bir kültürel ihracattır ve uluslararası alanda öne çıkmak isteyen Finlandiya ürünleri ve şirketleri için giderek daha önemli hale gelen bir rekabet faktörünü temsil etmektedir. Malzemelerde ve ürünlerdeki özgünlük, Finlandiya tasarım ve endüstrisinin geleceği için iyi bir başlangıç noktası oluşturmaktadır.

Finlandiya, tasarımla ilgili çok sayıda eğitim kurumuna sahiptir. 1871'de kurulan Helsinki Sanat ve Tasarım Üniversitesi, Avrupa'daki en iyi tasarım okulları arasında olup, dünyanın en saygın eğitim kurumlarından biridir. Bugün bu köklü kurum, yeni Aalto Üniversitesi'nin bir parçasıdır. Laponya Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi ise, Kuzey Finlandiya'daki tasarım eğitiminin merkezini oluşturmaktadır. Politeknik düzeyindeki okullar arasında en iyi bilineni ise Lahti şehrindeki Tasarım Enstitüsü’dür.

Fin tasarımcıların hakları, 1911'de kurulan Finli Tasarımcılar Derneği Ornamo tarafından korunmaktadır. Endüstriyel tasarımcılar ve iç tasarımcılar, el işçiliği ve tekstil sanatçıları, moda tasarımcıları dahil olmak üzere yaklaşık 2.400 tasarım uzmanı bu derneğe üyedir. Grafik tasarımcıların, 1933 yılında kurulan Grafia adlı kendi dernekleri bulunmaktadır.

Fin Tasarımı ve Tasarımla İlgili Enstitüler ile ilgili daha fazla bilgi için

  • Finpro – Creative Industries
  • Design Forum Finland
  • Helsinki Design Week
  • Design District Helsinki
  • Design Museum
  • Aalto Universíty / School of Art & Design
  • Craft Museum of Finland
  • The Finnish Glass Museum
  • Alvar Aalto Foundation
  • Museum of Finnish Architecture
  • The Finnish Association of Designers Ornamo
  • Grafia, Association of Professional Graphic Designers in Finland