image

Beyaz örtünün altındaki koltuğu hatırlayan var mı?



Gerçekten referans alıyor muyuz bu coğrafyadan? Yanında ne alırız? Almak zorunda mıyız? Yok saydığımız oluyor mu acaba var olduğumuz ortamı? Yeni şeyler üretmeye çalışırken, denerken, zorlarken… Babaannesinin salonundaki beyaz örtünün altındaki koltuğu hatırlayan var mı… O kadar geçmişe gitmeye gerek yok mu? Bu kadar mı gittik, on bin yıl öncesine gitti benim aklım diye düşünenler? Zamana takılmayanlar? Geçmişi ile gurur duyanlar? Çatalhöyük nerede bilenler? Andan hoşnut olmayanlar? Geleceği boş verenler? Salon kelimesine takılan var mı? Beyaz örtüyü açmak isteyen oldu mu? Yazlıktan Kasım’da dönenler? Koltuklarını örtmeyi unutanlar? Kültürümüzü zengin bulmayan kim? Kimliğimizi arayanlar? Düşürenler? Düşenler? Beyaz örtüye takılmayanlar? Ayağı takılanlar? Yerdekine. Ya da üstündekine. Sileriz diyerek dert etmeyenler? Basmaya çekinenler? Silebiliriz. Geçmişi mi diye sorgulayanlar? Geçer galiba. Kafa yoranlar? Salona girmeyenler? Beyaz örtüden korkanlar? Açan oldu mu? Sehpanın yanındakini. Hepsi yanında diyenler? Kasım yağmurlu olur. Yan sehpa yanda durur. Koltuklarını örten kaldı mı? Çok eskiden beri bilinir. Beyaz kirlenir.

YAN Sergisi, Türk Mobilya Tasarımı’nın kimlik arayışını, arayıp aramadığımızı, bulup bulmadığımızı, geçmişten referans alıp almadığımızı, referans alacak bir şey olup olmadığını; yeni nesil tasarımcıların yan sehpa tasarımlarındaki form ve malzeme kullanımı üzerinden irdeliyor ve irdeletmek istiyor.